31 Ara 2010
EYYY 2011
Eyy 2011 zaten sormadan kafana göre geliyorsun, efendi gibi gel efendi gibi git, istikrarlı ol, akıllı ol, sağlam ol, bir verip iki alma, insanın canını sıkma, çileden çıkartma. Şunun surasında 365 gün ömrün var, tüm güzelliklerini ver. adabınla çirkinleşmeden git.. 'Ne milenyumlar gördüm ama bunun gibisini görmedim süperdi' dedirt. Yapabilirsin sende o potansiyeli görüyorum ben :D sen 2011'sin göster farkını.! ;)
30 Ara 2010
BABANIZ YAŞIYORSA HALA ÇOCUKSUNUZ....

Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur. Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünk...ü.
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.
Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz,
her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.
Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık.
Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya...
Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya...
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,
işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,
sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor
ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,
takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,
korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...
İnsan babası ölünce büyüyor çünk...ü.
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.
Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz,
her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.
Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık.
Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya...
Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya...
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,
işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,
sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor
ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,
takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,
korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...
29 Ara 2010
YENİ YIL(MURATHAN MUNGAN
"Sabahları açık penceremin soluduğu kent
Nabzında yüzyılın dağınık sancısı
Dumanı üzerinde tüten yıkıntılar
Hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl
...Umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata
Hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak
Hangi yüreğe öğretilebilir unutmak!
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde...
Murathan Mungan"
Nabzında yüzyılın dağınık sancısı
Dumanı üzerinde tüten yıkıntılar
Hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl
...Umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata
Hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak
Hangi yüreğe öğretilebilir unutmak!
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde...
Murathan Mungan"
İLK MİMİM
CRAZYWOWENROSEMARY BENİ MİMLEMİŞ.CEVAPLAMAYA ÇALIŞACAĞIM.
BENDE KİTAPCADISINI,YEŞİLİNCİYİ,SEVGİLERİMLEYİ,AKTUEL MODAYI,DELİANNEYİ MİMLEDİM.
- YENİ YILDA NASIL VE KİMLERLE GİRMEK İSTİYORSUN?
- YENİ YILDAN BEKLENTİLERİN NELERDİR?
- YENİ YIL SENCE NE DEMEKTİR?
- YENİ YILDA NE OLURSA MUTLU OLURSUN?
- YENİ YILA DAİR MESAJIN NEDİR?
BENDE KİTAPCADISINI,YEŞİLİNCİYİ,SEVGİLERİMLEYİ,AKTUEL MODAYI,DELİANNEYİ MİMLEDİM.
28 Ara 2010
omuzluk(isim vermekte zorlandım)
boyunluk örmeye başlamıştım.ama biraz büyük olunca resimlerdeki örnek çıktı:))mankende çok iyi durmadı.üzerimde birkaç model olarak kullanabiliyorum.
27 Ara 2010
shakespeare der ki:
Shakespeare der ki:
* Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
Çü...nkü kimseden bir şey ummam.
Beklentiler daima yaralar.
* Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve,
- Konuşmadan önce dinleyin,
- Yazmadan önce düşünün,
- Harcamadan önce kazanın,
- Dua etmeden önce bağışlayın,
- İncitmeden önce hissedin,
- Nefret etmeden önce sevin,
- Vazgeçmeden önce çabalayın,
- Ölmeden önce yaşayın.
*Hayat budur.
Onu hissedin,
onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar...
* Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
Çü...nkü kimseden bir şey ummam.
Beklentiler daima yaralar.
* Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve,
- Konuşmadan önce dinleyin,
- Yazmadan önce düşünün,
- Harcamadan önce kazanın,
- Dua etmeden önce bağışlayın,
- İncitmeden önce hissedin,
- Nefret etmeden önce sevin,
- Vazgeçmeden önce çabalayın,
- Ölmeden önce yaşayın.
*Hayat budur.
Onu hissedin,
onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar...
herşey ,her zaman,göründüğü gibi değildir
Geceyi geçirmek için,
oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapı...sını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla,
meleklere yatacak yer olarak
koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine,
soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın
soğuk ve sert zemininde
kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken,
yaşlı melek duvarda bir delik görmüş
ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş.
Genç melek, yaşlı meleğe
bu hareketinin nedenini sorunca,
yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir...
Sabah malikaneden ayrılan melekler,
gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla,
bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar.
Son derece misafirperver olan fakir karı koca,
sofralarında nevar ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra,
onlara rahatça uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar:
Yegane geçim kaynakları olan tek inek de
tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek
yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?!
O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı
ama sen kalktın ona yine de yardım ettin.
Bu iyi yürekli fakir ailenin ise
o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;
buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular.
Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
“Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
O zengin malikanenin bodrumunda kaldığımız gece,
duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim.
Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için
ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin
bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için,
ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki
artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş:
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken,
Ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm.
Ben de onun yerine ölüm meleğine ineği verdim. “
Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında,
aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte.
Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey
sadece,
her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir.
Bunun böyle olduğunu,
ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile
Bazı insanlar, hayatımıza girerler ve çabucak çıkarlar..
Bazıları ise, dostumuz olur ve bir süre orada kalırlar..
Yüreklerimizde o güzel ayak izlerini bırakarak..
Ve bu, iyi bir dost kazandığımız için,
Bir daha asla eskisi gibi olmayacağız demektir!
Dün, tarih oldu.
Yarın, bir gizemdir.
Bugün ise bir armağan.
Bu yüzden İngilizcede present,
hem şu an hem de armağan anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey .....
her anı doyasıya yaşayın ve tadını çıkarmaya bakın ...
Hayat, bir kostümlü prova değildir!
Bil ki tam şu anda birisi seni düşünüyor.
Birisi sana değer veriyor.
Birisi seni özlüyor.
Birisi seninle olmak istiyor.
Birisi senin başının belada olmadığını umuyor.
Birisi ona verdiğin destek için sana minnettar.
Birisi elini tutmak istiyor.
Birisi senin adına her şeyin iyi sonuçlanmasını ümit ediyor.
Birisi senin mutlu olmanı istiyor.
Birisi senin onu bulmanı diliyor.
Birisi senin başarılarını kutluyor.
Birisi sana bir armağan vermek istiyor.
Birisi SENİN bir armağan olduğunu düşünüyor.
Birisi seni seviyor.
Birisi senin gücüne hayranlık duyuyor.
Birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.
Birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.
oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapı...sını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla,
meleklere yatacak yer olarak
koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine,
soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın
soğuk ve sert zemininde
kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken,
yaşlı melek duvarda bir delik görmüş
ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş.
Genç melek, yaşlı meleğe
bu hareketinin nedenini sorunca,
yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir...
Sabah malikaneden ayrılan melekler,
gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla,
bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar.
Son derece misafirperver olan fakir karı koca,
sofralarında nevar ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra,
onlara rahatça uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar:
Yegane geçim kaynakları olan tek inek de
tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek
yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?!
O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı
ama sen kalktın ona yine de yardım ettin.
Bu iyi yürekli fakir ailenin ise
o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;
buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular.
Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
“Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
O zengin malikanenin bodrumunda kaldığımız gece,
duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim.
Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için
ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin
bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için,
ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki
artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş:
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken,
Ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm.
Ben de onun yerine ölüm meleğine ineği verdim. “
Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında,
aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte.
Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey
sadece,
her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir.
Bunun böyle olduğunu,
ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile
Bazı insanlar, hayatımıza girerler ve çabucak çıkarlar..
Bazıları ise, dostumuz olur ve bir süre orada kalırlar..
Yüreklerimizde o güzel ayak izlerini bırakarak..
Ve bu, iyi bir dost kazandığımız için,
Bir daha asla eskisi gibi olmayacağız demektir!
Dün, tarih oldu.
Yarın, bir gizemdir.
Bugün ise bir armağan.
Bu yüzden İngilizcede present,
hem şu an hem de armağan anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey .....
her anı doyasıya yaşayın ve tadını çıkarmaya bakın ...
Hayat, bir kostümlü prova değildir!
Bil ki tam şu anda birisi seni düşünüyor.
Birisi sana değer veriyor.
Birisi seni özlüyor.
Birisi seninle olmak istiyor.
Birisi senin başının belada olmadığını umuyor.
Birisi ona verdiğin destek için sana minnettar.
Birisi elini tutmak istiyor.
Birisi senin adına her şeyin iyi sonuçlanmasını ümit ediyor.
Birisi senin mutlu olmanı istiyor.
Birisi senin onu bulmanı diliyor.
Birisi senin başarılarını kutluyor.
Birisi sana bir armağan vermek istiyor.
Birisi SENİN bir armağan olduğunu düşünüyor.
Birisi seni seviyor.
Birisi senin gücüne hayranlık duyuyor.
Birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.
Birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.
ÜZÜLME
"Üzülme!..
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, ...yürüyebiliyorsan......
Ne mutlu sana!..
...Elinde olmayanları söyleme bana...
......Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?.....
Gidenler dönmeyecek mi?..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış...
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta...
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” ...
“Kaybetmek sabrı öğretir”.."
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, ...yürüyebiliyorsan......
Ne mutlu sana!..
...Elinde olmayanları söyleme bana...
......Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?.....
Gidenler dönmeyecek mi?..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış...
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta...
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” ...
“Kaybetmek sabrı öğretir”.."
iş mahkemesi ve sözün bittiği zaman:((
2 ay önce işten ayrılmıştım.ayrılış sancılıydı.ocak 2010 da çalışma arkadaşlarımdan biri bölge müdürüm oldu.sektörde ondan 3 yıl daha deneyimliydim.kendi ekibimi kuracağım dedi.çalıştığım 10 ay huzur bırakmadı.bende işte iyi olayım o yeter dedim.yetmezmiş.22 ekimde istifa et dedi.şok oldum.2 aydır zaten eleman arıyormuş.istifa etmem siz çıkarın 10 yıllık emeğim var dedim.çıkış için bana sebepler söyleyin dedim cevap bu seni ilgilendirmez dedi.tamam da işten çıkarılan benim.istifa etmeyeceğim dedim ya o zaman evine çıkış belgen gelir dedi.iki gün sonra geldi.sundukları (görevlerimi yerine getirmediğim için )sebeplerden dolayı tanzimatsız ve işsizlik sigortamı almadan ayırdılar.avukata başvurdum.avukat bütün deliller bizden yana dedi.ilk mahkemede kazanırız dedi.ilk mahkeme geçen perşembe idi.şirket eksik evrak yolladığı için 5 dakikada bitti.23 şubata ertelendi.orada öğrendim ki para elime 3 yılda anca geçermiş.2 saat sonra avukat aradı.yüklü bir ödeme istedi.şok oldum.daha yolun başındayız ne ücreti dedim.baştan böyle konuşmamıştık.ikinci şok oldu bana.bu arada iş görüşmelerine gidiyorum.neymiş yaşım 32 miş.10 yıllık tecrübe çokmuş:((sözün bittiği yerdeyim
ÖRGÜ ÇANTAMDA DEĞİŞİKLİKLER
İLK YAPTIĞIMDA FİYONK VE PONPON VARDI.AMA İÇİME BİR TÜRLÜ SİNMEMİŞTİ.GÜLLER EKLEDİM .BÖYLE DAHA ÇOK SEVDİM.YORUMLARINIZI BEKLİYORUM:))
26 Ara 2010
W.SHAKESPEARE
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor.Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birşey vermediği için.Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.. W.SHAKESPEARE"
BAŞKA YARINLAR(MEVLANA)
Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
bugün dudağında başka bir tad var,
boyunda başka bir yücelik
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan
Ayın gökyüzüne bugün sığmamış
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir başka gidiş
Biz senin gözlerinden gördük
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,
Başka bir ovası var o ceylanın bugün
iki cihandan da dışarı
Seven insanın ayağı mı yok,
işte ona ölümsüzlük kapandı
Yukarlarda onunla uçar gider
Gözlerinin denizinde onu arama
Oinci bir başka denizde
Bakarsın bugün sever bu yürek,
yarın sevilir bakarsın
Yüreğimin özünde başka yarınlar var
Mevlana Celaleddin Rumi
Mavlana Rumi, 30.09.1207, Balkh, Persian
bugün dudağında başka bir tad var,
boyunda başka bir yücelik
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan
Ayın gökyüzüne bugün sığmamış
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir başka gidiş
Biz senin gözlerinden gördük
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,
Başka bir ovası var o ceylanın bugün
iki cihandan da dışarı
Seven insanın ayağı mı yok,
işte ona ölümsüzlük kapandı
Yukarlarda onunla uçar gider
Gözlerinin denizinde onu arama
Oinci bir başka denizde
Bakarsın bugün sever bu yürek,
yarın sevilir bakarsın
Yüreğimin özünde başka yarınlar var
Mevlana Celaleddin Rumi
Mavlana Rumi, 30.09.1207, Balkh, Persian
25 Ara 2010
HAYAT
"Hayatınız çok kıymetlidir
...Ve yaşarken şunları bilmeniz gerekiyor;
Hayat; servet...tir, korumayı bil...
Hayat; bilmecedir, çözmeyi bil...
Hayat; güzelliktir, kıymetini bil...
Hayat; mutluluktur, tatmayı bil...
Hayat; aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil...
Hayat; rüyadır, gerçekleştirmeyi bil...
Hayat; oyundur, oynamayı bil...
Hayat; verilmiş bir sözdür,
tutmayı bil...
Hayat; hüzündür, aşmayı bil...
Hayat; şarkıdır, söylemeyi bil...
Hayat; mücadeledir, kabullenmeyi bil...
Hayat; trajedidir, göğüslemeyi bil...
Hayat; maceradır, göze
almayı bil...
Hayat; şanstır, kullanmayı bil...
Hayat; fırsattır, yararlanmayı bil...
Hayat; kıymetlidir, mahvetmemeyi bil...
Hayat; görevdir, tamamlamayı bil...
Yaşamak; yaşıyor olmaktır,
uğruna savaşmayı bil..."
...Ve yaşarken şunları bilmeniz gerekiyor;
Hayat; servet...tir, korumayı bil...
Hayat; bilmecedir, çözmeyi bil...
Hayat; güzelliktir, kıymetini bil...
Hayat; mutluluktur, tatmayı bil...
Hayat; aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil...
Hayat; rüyadır, gerçekleştirmeyi bil...
Hayat; oyundur, oynamayı bil...
Hayat; verilmiş bir sözdür,
tutmayı bil...
Hayat; hüzündür, aşmayı bil...
Hayat; şarkıdır, söylemeyi bil...
Hayat; mücadeledir, kabullenmeyi bil...
Hayat; trajedidir, göğüslemeyi bil...
Hayat; maceradır, göze
almayı bil...
Hayat; şanstır, kullanmayı bil...
Hayat; fırsattır, yararlanmayı bil...
Hayat; kıymetlidir, mahvetmemeyi bil...
Hayat; görevdir, tamamlamayı bil...
Yaşamak; yaşıyor olmaktır,
uğruna savaşmayı bil..."
ÖZLEMCE'NİN KEDİDİLLİ UYDURMA TATLISI
KEDİDİLLERİNİ SOĞUK SÜTLE ISLATTIM.BORCAMIN EN ALTINA DİZDİM.HAZIR SAKIZLI MUHALLEBİYİ HAZIRLADIM.KEDİDİLLERİNİN ÜZERİNE DÖKTÜM.TEKRARDAN ISLANMIŞ KEDİDİLLERİNİ MUHALLEBİNİN ÜSTÜNE DÖŞEDİM.KALAN MUHALLEBİYİ EN ÜSTE DÖKTÜM.SONRADA DÖVÜLMÜŞ FINDIK VE HİNDİSTAN CEVİZİYLE SÜSLEDİM.AFİYET OLSUNN
24 Ara 2010
niye ben
"Tanrı’ya ’Niye ben?’ mi demeliyim?
Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her kö...şesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
“Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500.000 profesyonel tenisi öğrenir, 50.000 yarışmalara girer, 5.000 büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ’Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ’Niye ben?’ mi demeliyim?”"
Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her kö...şesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
“Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500.000 profesyonel tenisi öğrenir, 50.000 yarışmalara girer, 5.000 büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ’Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ’Niye ben?’ mi demeliyim?”"
23 Ara 2010
22 Ara 2010
KURDELE GÜL 2 YAPIMI

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)